

 |
KIZ KULESİ' NİN TARİHİ
Kız Kulesi'nin tarihi M.Ö. 341 yılına kadar
uzanır. Bu tarihte Komutan Chares'in eşi için, mermer sütunlar üzerine bir
anıt mezar yapılır. M.Ö. 410'da ise Sarayburnu'nundan kulenin bulunduğu
yere bir zincir gerilerek, boğazın giriş ve çıkışları kontrol edilir. M.S.
1100'lere ilk belirgin yapı (kule), İmparator Manuel Comnenos tarafından
savunma kulesi olarak inşa ettirilir. Yapı, “Küçük Kale" anlamına gelen
Arcla adını alır. İstanbul'un fethinden sonra kule, savunma kalesi olmaktan
çok bir gösteri platformu olarak kullanılır. 1509 depreminde zarar gören
yapı, daha sonraki yıllarda yeniden inşa edilir ve ilave edilen fenerle de
gemilere yol gösterme işlevi yüklenir. 1719 yılında fenerde çıkan yangınla
harap olan Kız Kulesi, 1725 yılında şehrin Başmimarı Nevşehirli Damat
İbrahim Paşa tarafından onarılır. Kule kısmı biraz değiştirilerek üst tarafa
camlı bir köşk ve onun üzerine de kurşunla kaplı bir kubbe oturtturulur ve
bina kagir olarak yeniden yapılır. 1830 yılındaki kolera salgınında ise
karantina hastanesine dönüşür. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş döneminde
toplarla donatılarak tekrar savunma kalesi olur. Ünlü hattat Rakim'in yazısı
ile kapısının üzerindeki mermere Sultan 2. Mahmut'un tuğrasını taşıyan
kitabe yerleştirilir. 1857'de tekrar ilave edilen fener, 19207de otomatik
sisteme kavuşur. 1959 yılında radar istasyonu olarak kullanılan Kız Kulesi
1982 yılında Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne devredilir. 5 kat ve bir
asma kattan oluşan Kız Kulesi, günümüzde restoran ve kafeterya olarak
İstanbullulara hizmet vermektedir.
Kız Kulesi Efsaneleri
Zarif silüetiyle İstanbul’un en önemli
simgelerinden biri olan Kız Kulesi, efsaneleriyle de ünlüdür. Kız Kulesi’ne
ilişkin rivayetlerin en eskilerinden biri, İstanbul’un, ya da o zamanki
adıyla Byzantium’un Atina’nın hükümranlığı altında olduğu döneme
dayanmaktadır. Bu rivayete göre, Makedonya Kralı Filip’in İstanbul’a
saldırma ihtimaline karşı, Atina krallığı, İstanbul’u korumak üzere Amiral
Hares komutasında 40 gemi gönderir. Hares’in çok sevdiği eşi Damalys
öldüğünde, amiral, eşini buradaki kayalıkların içine oydurduğu bir mezara
defneder. Bizans dönemiyle ilgili efsane de, eski Yunan hikayesindeki gibi
“acı son”la biter. Falcılar, Bizans imparatoruna, “Sevgili kızını, yılan
sokacak ve ölecek” derler. İmparator bunun üzerine denizin ortasındaki
kayalıklara bir ev yaptırarak kızını buraya yerleştirir. Ancak genç bir
subay, kıza aşık olur. Delikanlının prensese gönderdiği çiçek sepetine
gizlenen bir yılan genç kızı sokarak öldürür. Bir başka efsaneye göre ise,
Leandra adlı bir genç, her gece, sevgilisiyle buluşmak için yüzerek Boğaz’ı
geçmektedir. Sevgilisi de Leandra’ya yol göstermek için, Kız Kulesi’nin
bulunduğu kayalıkların üstünde ateş yakmaktadır. Fırtınalı bir gecede genç
kızın yaktığı ateş söner ve kayalıkları bulamayan Leanarda, yolunu
kaybederek karanlık sularda boğulur. Leandra’nın ölümüne dayanamayan
sevgilisi de kendini öldürür. |


 |